Halının Tarihi

Halının Tarihi

Coğrafi bölgeye dayalı olarak geleneksel halı kullanımı, üretim alanı, Kuzey Yarımküre`de 30-45 enlemleri arasında kalan kuşaktır. Tarihsel yaklaştığımızda ise bu bölgede, Türk kökenli halkın egemen olduğu açıktır. Orta Asya`dan batıya uzanan bu kuşağın kuzeyinde kürk ve pösteki, güneyinde ise hasır ve pamuk dokuma ürünleri kullanılırdı. Bu kuşak içinde kalan, hayvancılıkla uğraşan, Çin, Hindistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kafkas ülkeleri ile İran`da ve Türk yönetimi sırasında Balkan ülkelerinde yaygınlaşan Halı ve kilim türü el dokumacılığı, o dönemde Mısır, Kuzey Afrika ve ispanya`ya    kadar genişlemiştir. İskandinav ülkelerinde de Orta Asya temeline dayalı dokuma yapılmakta.

Türk kökenli toplumlarda  Halı  yapımı  geleneksel  yaşantılarına bağlı olarak gelişmiştir.

Sürü güdücülüğü ve hayvancılıkla uğraşan Türkler, kendilerine kültürel ve sanatsal bütünlüğü edindiren, geleneksel alışkanlıklarını  bu yönde kazanmışlardı. Özellikle  ulaşım  olanaklarının  zor olduğu yörelerdeki halkın, geleneksel  dokuma sanatı  aracılığı ile en azından bir zanaat edindiği  açıktır.Koyun yetiştirilmesi, yünün eğrilmesi, ipliğin boyanması, amaca  yönelik  halı        ve  dokumanın  oluşturulması   birdenbire  olacak  işler  değil. Toplumda   akademik  eğitim  benzeri,  gelenekleri gerektirir.  Bilimsel anlamda,    M.Ö. 5-4.  yüzyıllara  tarihlenen   en eski     düğümlü  halı  örneği, Rus bilgini   S.I. Rudenko`nun   1949 da   yönettiği   Altay   kazıları   sırasında, iskit kurganlarında bulun    muştu.  Pazirik  halısı  diye  bilinen,  200x189 cm.  boyutunda,      cm2. de 36 Düğüm   sıklığında ve  yün`den dokunmuş olan halı,  bugün  Leningrad,  Hermitage  Müzesindedir. 1906-1908  yılları arasında,  Orta Asya`nın  Turfan bölgesindeki  mezar araştırmalarında,  M.S. 5-6.  yüzyıllara ait  düğümlü halı parçaları bulunmuştur.

Anadolu'da bulunmuş en eski halı örnekleri 12. ve 13. Y.Y`a ait olduğu bilinen Halılar, Anadolu Selçukluları ` ndan günümüze kalanlardır. 1905 yılında, Loytved tarafından, Konya Alaeddin Camisi`nde bulunan sekiz, 1929 yılında, Riefstahl tarafından, Beyşehir Eşrefoğlu Camisi`nde bulunan üç Halının, bir bölümü İstanbul Türk ve islam Eserleri Müzesi ile Konya Mevlana Müzesi`nde sergilenmektedir. Anadolu Selçuklu dönemi Halı örneklerine, 1936 yılında Fustat (Eski Kahire) Kazılarında rastlanır. Parçalar halindeki bu Halılardan, yedi örnek Stockholm de sergilenmektedir. Bu Halılarda, Kufi yazı benzeri Kenar Su ile geometrik, simetrik, zemin motif ilişkisinde, bitki, bulut, dört yön ve yıldız 14.yy dan sonra ağırlıklı olarak, soyutlanmış kuş ve ejder gibi şaman inancı etkisinde koruyucu hayvan motifleri kullanılmış olduğu görülür. Anadolu Halıları Türklerin geleneksel yaşantıları içinde önemli kullanım ve üretim alanı olduğu gibi Selçuklu döneminden beri, komşu ülkelere satılan ve ziyaretçilere hediye edilen en değerli mal idi ve götürüldükleri ülkelerde de bir üstünlük göstergesi sayılmışlardı. Anadolu Halıları zamanın yazılarında övgü ile anlatılmış, tablolarında resmedilmişlerdi. Avrupa yönetici sınıfının El Sanatlarına yönelik olumlu yaklaşımı, 1851 yılında Londra, 1855 yılında Paris`te açılan sergiler ile geniş halk kitlelerine yaygınlaştırılmıştı. Bu etkinlikler sonucu,  Avrupalı eski sanat eserlerine sahip çıkmış, İtalya, Hollanda ve Almanya da Hanns Memling, Hanns Holbein, Lorenzo Lotto, Carlo Crivelli  gibi pek çok ressam Anadolu dan gelen Halıları tablolarında resmetmişlerdi.1891 de Viyana Sergisi açılır, 1882 de Robinson Londra`da, 1901 de Wilhelm Von Bode ve F.R.Martin, 1907 de Sarre, 1914 te Kühnel, 1922 de Kurt Erdmann, 1931 de R. Riefstahl, 1937 de G.J. Lamm gibi araştırmacılar Anadolu Halıları konusunda yayınlar yapmışlardır. Bu konuda Türkçe yayın 1938 yılında, İzmir Valisi Kazım Dirik yapmıştır. Daha sonra yapılan Türkçe yayınlar yabancı yayınların çevirisi niteliğinde, alan araştırmalarına dayanmayan yayınlardı. Selçuklu yönetimi Haçlı akınları ile zayıflayıp, Moğol işgali ile yıkılmasına rağmen, Türk halkının Kültürel ve Sanatsal bütünlüğünü sağlayan Halı Sanatı, Uşak Grubu`nun Kuşlu, Yıldızlı, Sofralı, Post ve Çintemani motifli Halı örnekleri ile, İran üzerinden getirilen ustalar etkisinde Osmanlı Saray Halıları ile gelişerek günümüz Hereke tipi Halılarında netleşmişlerdir.

Öte yandan yabancı ressam adı altında toplanan, Anadolu, Türkmen ve Yörük Aşiretlerinin orijinal değerde Halıları, İzmir, Manisa, Çanakkale, Konya, Milas, Kayseri, Sivas, Kars, Kırşehir, Malatya gibi günümüz Yöre Halılarında netleşir.Bu yörelerin Anadolu ilk çağ yerleşimleri ( Troya, Bergama, Laodikeia, Tralles, İconium, Theodosiopolis, Qayseriyya) ile aynı olması, dokuma sanatı geleniğini Antik çağ `a bağlar. Geleneksel devamlılığı, çeşitli kültür etkinlikleri ile bütünleyip, evrensel düzeyde yaşatabilmeyi uygarlık ölçüsü olarak alırsak:  Coğrafi konumu gereği doğu-batı, kuzey-güney Kültürlerindeki insanlara en uygun bağlantıyı ve ılımlı bir yaşantıyı sağlayan Anadolu gibi belirli yerler her zaman insan topluluklarını üzerine çekmiş, farklı kültür verileri ile kendine özgü bir uygarlık oluşturarak, çevrelerine devamlı kültür kaynağı olmuşlardır. Pek çok açık ve kapalı bölgelerin, zengin doğal kaynakları, verimli toprakların Anadolu`da bulunması kültürlerin canlı kalmasına, gelişmesine ve birbirlerini etkileyerek renkli gelenekler oluşturmasına neden olmuştur. Anadoluda kültürel odaklaşmalar, Batı`da Ege ve Yunan ile Trakya, Makedonya. Orta Anadolu`da, Mezepotamya ve Mısır. Doğu Anadolu ise İran, Sasani, Kafkas ve Orta Asya Kültürleri ile karşılıklı ilişkiler ve etkileşim içinde olmuştur. Anadolu gibi zaman zaman zıt kültürlerin birbirine üstün geldiği, bir coğrafya da toplumun geleneksel niteliğini yozlaştırmadan uzun zaman canlı bir yapıya sahip olan Kültür, Gelişip klasik örneklerini yaratıp, zaman içinde kendisini arındırıp yenilemez ise hantallaşır, yozlaşır ve tarih konusu olup gider. En ufak toplum biriminden başlayarak, toplumun bütününe yayılmış olan geleneksen Halı ve Dokuma Sanatı, Orta çağ boyunca Anadolu`da insanların bir erdeme yönelmelerini sağlamış, yaşam tarzına yatkınlaş tırılmalarını bir okul işlevinde yapmıştır.

Osmanlı Dönemi:
Akıl edilmedik düşüncelerin, bilinmedik uğraşların ve pek çok konuda yeni değerlerin düzenlendiği, hantallaşmış askeri ve idari yöntemlerin, alışılmış geleneklerin inançların değiştiği 300 yıllık zaman kesiminde, üç kıtaya yayılmış topraklarda hüküm süren Osmanlı yönetiminde Geleneksel El Dokumacılığı kapsamındaki Halı Sanatı devam etmiştir. Osmanlı yönetiminde Devlet düzenine zarar vermemek koşulu ile kimden gelirse gelsin, akıl, fayda ve çıkar`a yönelik her türlü düşünce uygulamaya açıktı. İslam inancı bile başlangıçta katı kurallara değil, Sunni, Şii, Kalenderi, Bektaşi, Babai, Haydari, Batıni, Hurufi, Ahi, Apdal, Mevlevi, Dehri, Meşşai, İşraki, Hanefi gibi pek çok çeşitlilik içindeydi. Anadolu Türkmenlerindeki bu çeşitlilik, ürettikleri dokumaların da çeşitlenmesini sağlam ıştı. Türk Sanat bütünlüğü içinde yapılan Halı motifleri bizi geometrik temele dayalı, islam süsleme düzenine, Hitit Uygarlığının Ana Tanrıça Kültürüne, Mezepotamya ve İyon Medeniyetinin sadeliğine, Orta Asya şaman ve Mandala düşünce sistemlerine götürmektedir.Ayrıca bu motiflere yüklenen gizli ve sihirli anlamlar sembolleştirilerek çok farklı çağrışımlar oluşturmaktadır. Bu nedenle Geleneksel Türk Halıları her dönem, evrensel sanat örnekleri arasında yerini almışlardır.

Yöneticiler kendi ölçüleri içinde yetiştirilir ve o değerler ile yaşardı. Sarayın Sanatsal gereksinimleri genellikle görevlendirilmiş Türkmen Aşiretleri ve Halk arasında isim yapan ustaların seçilerek çalıştırıldıkları, Enderun`a bağlı Ehlihiref Ocakları tarafından karşılanırdı.Halk Sanatkar ve Ustaları ise Ahi ve Lonca kuruluşları ile düzene sokulmuştu. Osmanlı Yönetimi, kurduğu bu düzen ile Selçuklu ve Bizans`ın, Doğu Avrupa ve Mısır`ın bereketli mirasına sahip olmanın getirdiği rahatlık sonucu ve Molla Müslümanlığı etkisinde, eskiye ait olan değerleri yenilemeyip, Batı`dan yüzeysel örnekler taşıyıp, yeni çağın, yeni düşünce ile başladığını geç fark ettiler , yanlış algılayıp ve olup biteni pek farkına varamadan tarih olup gittiler. Anadolu`da Geleneksel Halıcılığı Türkmen ve Yörükler yapıyordu. Osmanlı Yönetimi sırasında pek çok Yörük ve Türkmen Aşireti, Trakyadaki yeni topraklara yeni topraklara yerleştirilmiş, Anadoluda kalanların pek çoğu ise hayvancılıktan çok maden ocaklarında çalıştırılmış, askere alınmış, bunların dışında kalanlar da, İran bağlantılı olduğu ve isyan etti gerekçesiyle öldürülmüş ya da İran`a kaçma zorunda bırakılmışlardır. Anadolu da kalan Türkmen ve Yörük Aşiretleri, karakteristik göçebe yaşantıları zorla yerleşik düzene sokulmuş, hayvancılık yerine, pamuk tarlalarında çalıştırılmışlardır. Osmanlının son döneminde yozlaşan Halı üretimi için İran ve İngiltere den getirilen usta ve desenler ile Geleneksel Halıcılığımızın yaratıcıları yeteneksizleştirilerek, ucuz Halı işçisi durumuna getirilmiştir. Halı Sanatı temelinden sarsılmıştı. Osmanlı Dönemi sonunda Geleneksel Halı Dokumacılığı, basit Türkmen ve Yörük Halkı`nın yaptığı değersiz, ucuz bir iş sayılırdı. Kilimler ise pazara yollanan Halıları paketlemeye yarayan adi, dokumalar olarak değerlendiriliyordu.

Endüstrileşme başındaki, yoz geçiş dönemlerinde, geleneksel dokumacılığa ait halı sanatı, geri plana atılmış, sanki modası geçmiş bir nesne olarak hor görülmüştü. yozlaşan kültür değerleri ile makina da yapılan her üretim ucuz ve üstün zannedilmişti. Halbuki Anadolu halılarındaki soyut motif anlayışına Batılı Sanatçılar ancak 1900 lü yılların başında varabilmişlerdi. Avrupa sanatının Rönesans`tan beri vardığı yeni yol soyut sanat`tı. Bu da asırlardır geleneksel Türk Halılarında kullanılan ne yazık ki ülkemizde, günümüzde bile hala küçümsenen, desen ve motiflerdir. Çoğalan yabancı yayınlar, Türklere özgü olan halı dokuma sanatını en azından sanat dışı bırakma ya da Anadolu`nun Hristiyan halkına her hangi bir şekilde bağlayabilme yahut bu dokuma örneklerini Türk Sanat bütünlüğü dışında, bölge bölge, köy köy hatta oba oba parçalara ayırma çabasına girmişlerdir. Bilim ve eğitim için gerekli ve yardımcı olan tasnif sinsice kötü amaçlar için kullanılabiliyor. Anadolu halılarının ayırımı günümüzde bile yabancı isimler altında, desen analizleri ise "palmet" , ``madalyon,`` ``anahtar deliği`` gibi Türk toplumuna yabancı sözcükler ile yapılıyor.

Bu yanlı tutumlara karşı, bilim ve sanat kurumlarımız, müzelerimiz ve bunların ticaretini yapanlar bu yanılgıları düzeltecek cesareti gösterememektedirler.

Sağlık ve Halı Temizliği

Sağlık ve Halı Temiliği

Evlerdeki en önemli alerji sebebi olan akarlar, halı temizlenmesinde çok büyük önemi vardır. Profesyonel halı temizliğiyle yok edilebilen akarlar, insan sağlığı için fazla bilinmeyen önemli bir tehlikedir. En önemli ev içi allerjen ev tozu akarlarıdır. Akarlar gözle görülemeyen, çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen, ev tozu içinde yaşayan mikroskopik canlılardır.
Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik (allerji yapıcı) özelliktedir. Akar allerjenleri yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması, hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır. Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır. Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.

Akarlara bağlı allerjik şikayetleri kontrol etmenin en etkili yolu akarlara maruziyetin önlenmesidir. Akarların evden tamamen temizlenmesi zordur. Ancak alınacak birtakım basit fakat etkili önlemlerle akarlara maruziyet önemli düzeyde azaltılabilir.

Yatak odasında;

İnsanların günde ortalama 8 saat uyudukları kabul edilirse, akar allerjisi olan bir hasta ömrünün yaklaşık 1/3''ünü, milyarlarca mite barındıran bir yastık ve yatak üzerinde geçirmektedir. Evdeki diğer odalara oranla, yatak odasının en fazla akar barındıran oda olduğu bilinmektedir. Bu nedenle akarlarla mücadele yöntemleri özellikle yatak odalarında yoğunlaştırılmalıdır.

MİTE     • Akar allerjenleri kumaşların gözeneklerinden geçebilmektedir. Akar allerjisi olan hastalar anti-allerjik yatak takımları kullanabilir. Bir yüzü kumaş, diğer yüzü plastik veya vinil gibi malzemelerden üretilmiş ve akar allerjenlerini geçirmeyen bu yatak takımları, akarlara maruziyeti %90 -%98 oranında azaltmaktadır.
• Maliyeti yüksek olan bu hazır anti-allerjik yatak takımlarına alternatif olarak, yastık ve yatağın naylon kılıflarla kaplandıktan sonra yatak takımlarının üzerine geçirilmesi de ucuz ve etkili bir yöntemdir.
• Kadife gibi kalın kumaşlardan veya tüylü kumaşlardan yapılmış yatak örtüleri akarların barınma ve üremeleri için uygun bir ortam sağlar. Yatak odasında bu tür malzemeler kullanılmamalıdır.
• Yıkanabilir battaniyeler ve yatak örtüleri tercih edilmelidir.
• Yastık kılıfı, çarşaf ve nevresimler her hafta yüksek ısıda yıkanmalıdır. 55 ºC üzerindeki ısılarda yıkamak hem allerjeni uzaklaştırır, hem de akarları öldürür.
• Yatak odasında nem oranını azaltacak klima yada diğer nem azaltıcılar kullanılabilir.
• Giysiler daima elbise dolabında muhafaza edilmeli ve elbise dolabının kapakları kapalı tutulmalıdır.
• Halılar akarlar için uygun bir barınma ve çoğalma ortamıdır. Yatak odasındaki halı daha az toz tutan, daha kolay temizlenebilen ve yıkanabilen kısa tüylü kilim türü yer örtüleri kullanılmalıdır.
• İçi doldurulmuş oyuncaklar özellikle çocukların yattıkları odadan uzaklaştırılmalıdır.

Halı Yerine Mümkünse Kilim Serin. 
Evdeki diğer odalar ve yüzeylerde;

• Evdeki diğer odalar ve yüzeylerdeki toz elektrikli süpürge ya da ıslak bezlerle düzenli olarak temizlenmelidir.
• Elektrikli süpürgelerin çoğu, tahliye havasıyla akar allerjenlerinin odaya dağılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle temizlik yapılırken hastanın ortamda bulunmaması idealdir. Ancak bu mümkün değil ise temizlik yaparken hastalar filtre özelliği yüksek maskeler kullanmalıdır.
• Vakumladığı havadaki allerjik parçacıkların ortam havasına karışmasını önleyen özel elektrikli süpürgeler de tercih edilebilir. Ancak bunların maliyeti çok yüksektir ve genellikle her hastaya önerilmesi gereksizdir.
• Ayrıca ev halı yıkama makineleri ile halıların temizlenmesi, halıda nem oranını artırmakta ve akar üremesi için daha uygun şartlar oluşturmaktadır. Bu tür malzemlerin kullanılması genellikle önerilmemektedir.
• Kumaş yerine sentetik maddelerle kaplı, toz tutma oranı düşük ve kolay temizlenebilir mobilyalar tercih edilmelidir.
• Kitaplar ve biblolar en fazla toz toplayan ev eşyaları olduğundan, açık raflar yerine kapaklı kitaplıklarda muhafaza edilmelidir.

Kimyasal maddelerin kullanımı;

Akar allerjenlerinden korunmayı sağlamak amacıyla halılara ve diğer ev eşyalarına uygulanabilecek kimyasal maddeler geliştirilmiştir. Bunların etkinliği konusunda farklı görüşler vardır. Özellikle yatak odalarında halıların kaldırılamadığı durumlarda bu kimyasal maddelerin kullanılması önerilebilir.

Halı Yıkama Firması Seçerken Dikkat Edilecek Hususlar

Halı Yıkama Firması Seçerken Dikkat Edilecek Hususlar

Halı yıkama tecrübesi var mı? (Kimse hayır demez tabi ki)

Farklı karakterlerdeki halıları yıkayabilecek ustaları mevcut mu?

Hangi halı şampuanlarını kullanıyor?

Halılarınızı maksimum kaç günde yıkayıp teslim edebilir?

Taahhüt ettiği gün ve zamanda teslimatı gerçekleştirebiliyor mu?

Halılarınızı yıkamak için teslim alan firma bunun için size herhangi bir belge veriyor mu?

Yıkattığınız halılar el dokuma veya yün halılar ise renklerin birbirine karışması durumunda bunu doğru yöntemlerle eski haline getirebilme tecrübesi var mı?

Halı yıkama firmasının şanı, şöhreti ya da komşularınızdan alacağınız tavsiyeler

Tüm bu soruların yanıtları halı yıkama firmasının seçiminde önemli olacaktır.

Oto Yıkamada Halı Yıkamaya Son

Oto Yıkamada Halı Yıkamaya Son

Oto Yıkamada Halı Yıkamaya Son

Artık birçok oto yıkama firması halı yıkamacı oldu. Yani hem oto yıkıyorlar hem de halı yıkıyorlar. Peki, bunun sakıncası nedir? Arabaları da halıları da aynı ortamda yıkamaları en önemli sakıncadır. Çünkü araba halılardan çok daha farklı bir kirliğe sahiptir. Bu yüzden halı ve araba aynı ortamda yıkanabilecek şeyler değildir. Biz Hilal halı yıkama olarak asla böyle bir sistemi onaylamıyoruz. Halılarınızı full otomatik halı yıkama makinesinde hijyenik bir şekilde yıkıyoruz.

Not: Halılarınızı halı yıkamaya vermeden önce halı yıkama tesislerini kendi gözlerinizle görmeden halılarınızı vermeyiniz!!!!.

Profosyenel Halı Yıkamanın Önemi

Profosyenel Halı Yıkamanın Önemi

Profosyenel Halı Yıkamanın Önemi

Amerika dyson laboratuvarları'ndan Mikrobiyolog Tobi Saville, sadece bir insanın bedeninden günde yaklaşık
1-3 gram ölü deri döküldüğünü söylemektedir.
Dyson'ın araştırmaları, ortalama büyüklükte bir evde yılda yaklaşık 4 kilogram toz oluştuğunu bu tozların
birçok alerjik hastalıklara yol açtığını ortaya koymuştur.
Saville'e göre, alerjiyi tetikleyecek miktarda tozun toplandığı en tehlikeli bölgenin evlerde kullanılan halılar olduğu şeklindedir.

continue reading →

Hemen Ara